Levent Elbeyli Tıp ve Hekimlik Bayramını kutladı
GENELHekimlik ilginç ve farklı bir meslek, bir sanat. Uzun bir yolculuğu var, hem tarihi ile hemde gelişimi ile. Hekimliğin ve hekimlerin toplumda daha yakından tanınması, bilinmesi, anlaşılması gerekiyor. Ayrıca kendilerini daha tarafsız anlatmaları, bunu yaparken kendilerine ayna tutmaları gerekiyor diye düşünülebilir. “ tıbbın insan odaklı bir bilim, hekimliğinde insanlığa adanmış bir sanat olduğu unutulmamalıdır.
Hekimlik ilginç ve farklı bir meslek, bir sanat. Uzun bir yolculuğu var, hem tarihi ile hemde gelişimi ile. Hekimliğin ve hekimlerin toplumda daha yakından tanınması, bilinmesi, anlaşılması gerekiyor. Ayrıca kendilerini daha tarafsız anlatmaları, bunu yaparken kendilerine ayna tutmaları gerekiyor diye düşünülebilir. “ tıbbın insan odaklı bir bilim, hekimliğinde insanlığa adanmış bir sanat olduğu unutulmamalıdır.
Tıp Bir “ doğa bilimi” dir. Tıpta “ insan “ faktörünün baş rolde olması, tıbbın kültürel ve sosyal yönleri barındıran bir doğa bilimi olamsı sonucunu doğurmaktadır. Bu anlamda hekimlerin gerçekten sosyalleşmede istenilen noktada olduğunu söyleyebilir miyiz. Biraz zor galiba. Tıp ve hekimlik dar bir biyomedikal bakış açısıyla değil, geniş ve bütüncül bir bakış açısı ile ele alınmalıdır. Eleştirel bir bakış açısı kullanılmalıdır. Hekimlik öyle bir meslektir ki, tarihte en eski, neredeyse insanlık tarihi ile yaşıt bir meslek grubudur. Her şeye rağmen toplumda hep ayrı konumda tutulmuştur.
İnsanlık tarihine baktığımızda avcı-toplayıcı küçük gruplar halinde yaşarken hekim bir büyücüdür, göçebelikten yerleşik topluma geçildiğinde din adamıdır. Tarih çağları ile birlikte filozof olur ve yaşama ait felsefeler üretir. Orta çağdan itibaren aristokrat olmadan soylu kabul edilir. Hekimlik öyle bir meslektir ki, ideallerini hep en üst düzeyde seviyede tutan, bazen tanrı mertebesine çıkarılan ve kutsallık atfedilen bir meslektir. Öyle bir meslektir ki, radyasyon tehlikesi ile, bulaşıcı hastalıklarla, AIDS başta olmak üzere hepatit gibi öldürücü bir çok hastalıkla iç içe yaşayan ve tüm bu risklere rağmen bilinçli olarak seçilen bir meslektir. Ve yine öyle bir meslektir ki, Hammurabi’den bu yana eli kesilerek, gözü çıkarılarak cezalandırılan engizisyonda bilimi savunduğu için yakılan, kralı iyileştiremediği için başı giyotine verilen, ülkemiz de 5237 sayılı ceza kanunu ile 25 yıl ağırlaştırılmış hapis cezası reva görülen bir meslektir. Son yıllar da ise görevi sırasında katledilen meslektaşlarımız ile acımız kat be kat artmıştır. Nerededir akıl, sağduyu. Toplum değerlerini her şekilde tükettiği gibi bizleri de tüketmeye odaklanmış gibidir. Bir başka meslek söyleyin ki hem bu kadar yüceltilsin, hem de bu kadar ağır bedeller ödesin. Yaman bir çelişki. Belki de hekimliği gizemli kılan çekici kılan bu diyalektik unsurlar olsa gerek.
Eric Segal “ Doktorlar” adlı romanında şu satırlara yer vermektedir. Doktorlar sık sık duygusallıktan yoksunlukları, rüşvet iel ilgili kokuşmuşlukları ve aptalca ya da aşırı tutkuları yüzünden kınanırlar. Ancak onlar bize hayatlarının ilkbaharını feda ettiklerini; öbür insanlara yararlı olmak üzere yirmili ve otuzlu yaşlarında en değerli yıllarını tümüyle yitirdiklerini hatırlatmazlar bile. Dahası pek çok yokluğa göğüs germiş, çoğu doktor bu zaman dilimleri içinde bir düzine geceyi bile gerçek uykuda geçirmemiştir. Pek çoğu bu yolda evliliklerini kurban etmiş ve çocuklarının büyümesini izlemenin benzersiz fırsatını kaçırmıştır. Bu nedenle doktorlar dünyanın diğerine zenginlik, saygınlık ya da toplumsal yeri sağlamak gibi bir bedeli borçlu olduğunu savunduklarında onların bu istekleri tümüyle nedensiz değildir. Ayrıca asık suratlı istatistikler göstermektedir ki, doktorlar sık sık hastalarından daha kötü acılar çekebilmektedirler.
Bu duygularla insanlığa sağlık vermek üzere yola çıkan ve bu uğurda ömrünü tüketen meslektaşlarımın çok daha iyi bir ülke ve dünyada sağlıkla mutlu yaşayacakları günler özlemi ile 14 Mart Tıp bayramını kutluyorum.
İlginizi Çekebilir