MEMOHABERİ TAKİP ET

memo

Bugun...
08-12-2017
Nihat Düzgün

Nihat Düzgün

DEVLETİM ÇOK YAŞASIN!

Türkiye tarihinin en büyük ihanetlerinden birisini 2016 yılının 15 Temmuz gecesinde yaşadı.
Kalbinden hançerlenip, parçalanmak, bölünmek istendi.
O gece kirli planlar, hesaplar devreye sokuldu. 
Ancak Türk Milleti, Lazı, Kürdü, Çerkezi, Arnavut, Boşnağı, yaşlısı, genci, kadını, erkeği…
Birlik oldu.
Yüzlerce şehit, binlerce gazi ile demokrasisine, birliği ve bütünlüğüne sahip çıktı, hainlere geçit vermedi.
Bu kirli plan ve hesapları boşa çıkartarak ‘Dur’ dedi hainlere!
Bu hain darbe girişimiyle birlikte ne yazık ki ülke olarak acı bir gerçekle de yüzleşmek durumunda kaldık.
Her ne kadar ‘Büyük ve güçlü bir devletiz’ denilse de bunun aslında böyle olmadığı yorgun, bitkin, yıpranmış, çökmüş, enkaza dönüşmüş bir devletimiz olduğu gerçeğiyle yüzleştik.
Darbe girişiminin üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti ve bu süre içerisinde gördük ki, ‘Devlet’ dediğimiz mekanizma inanılmaz derecede hasar almış, adeta çökme noktasına gelmiş, getirilmiş.
Türk Milleti olarak binlerce yıllık köklü bir devlet geleneğimiz var.
Ama ülkenin uzun yıllar bu geleneklere bağlı bir yönetim anlayışıyla yönetilmediğini içinde bulunduğumuz duruma baktığımızda görebiliyoruz.
Kim ne derse desin!
Devlet, ne yazık ki Devlet gibi yönetil(e)memiş…
Ülkeyi yönetenler, yönettiğini zannedenler bilerek ya da bilmeyerek hep birilerinin plan ve projelerine hizmet etme gayreti, gafleti belki de hıyaneti içerisinde olmuşlar.
Bunu hiçbir parti veya siyasi görüşü hedef alarak söylemiyorum.
Genel kanaatim bu şekilde.
Çünkü sözünü ettiğimiz ihanet şebekeleri yıllarca bu ülkenin içinde at oynatıp, cirit atmış. 
Devletin her kademesine yerleşmiş ve ülkeyi yönetenler de her ne hikmetse bu durumu gör(e)memiş, aldanmış, aldat(ıl)mış, kandırılmış!
Bu nedenledir ki ülke olarak geldiğimiz nokta ve devletin şuan içinde bulunduğu durum da düşüncemi destekler vaziyette…
Gelinen bu noktada toplum olarak gerçeklerle yüzleşmemiz, bazı hastalıklı alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. 
Bunu yapmadığımız sürece doğruyu bulamayacak, ülke olarak refaha ve huzura erişemeyeceğiz.
Ünlü filozof Eflatun’un ‘Devletler insanlar gibidir, onlar da insan karakterinden meydana gelirler’ sözünde olduğu gibi ağır hasarlı devletimizin sağlamlaştırılması için toplumun bizatihi kendisin sağlam ve sağlıklı olması gerekiyor. 
Zira toplumdaki yanlış düşünce ve eylemler devlet yapısının iyileşmesinin önündeki en büyük engeldir.  
Bir kere millet olarak yanlışa ‘Yanlış’, doğruya ‘Doğru’ demeyi öğrenmeliyiz.
Bir spor takımı tutar gibi siyasilere koşulsuz destek verip, yaptıkları her şeyi alkışlamamak gerekiyor.
Toplum olarak özellikle ‘Bu benim partim, partilim’ diyerek, yapılan hataları, kusurları görmezden gelip,  üstünü örtmenin kesinlikle doğru ve fayda sağlayacak bir yol/yöntem olmadığının bilincine varmalıyız.
Hata ve kusurları görmezden gelişler, korumacı yaklaşımlar sorunları kartopu misali büyütmekten başka bir şeye yaramayacaktır.
Bunu kendimi de içine katarak tüm siyasi görüşe mensup insanlar için söylüyorum.
A, B, C, D…
Hiç fark etmez.
Sorgulamalı, düşünmeli, araştırmalı, konuşmalıyız.
İnsanlar, aklını, fikrini, vicdanını hiçbir kişi veya yapıya ipotek etmemeli, koşulsuz biat anlayışını biran önce terk etmeliler.
Gündelik ve kişisel çıkarlar uğruna hata ve yanlışların savunucusu olmamalılar.
Aksi takdirde başkalarının suç ve günahlarına ortak olmak durumunda kalabilirsiniz.
Ya da ‘Dilsiz Şeytan’ olarak hayatınıza devam edersiniz.

Sonuç olarak;
Millet olarak gelecekte ‘Kandırıldık’, ‘Uyutulduk’, ‘Aldandık’, ‘Keşke’ sözlerini kullanmak istemiyorsak değişimi bugünden başlatmalıyız.
Evet.
Sorgulamalı, düşünmeli, araştırmalı, konuşmalıyız…
Aksi halde gelecekte yanlışlarımıza mazeret sıralayıp, pişmanlıklarımızı yaşayacak, kendi içimizde birbirimize düşmanlık yapacağımız bir vatanımız dahi olmayabilir.
Eflatun’un devletle ilgili sözünü paylaşmışken, Hz. Ali’nin de (r.a.) bir sözüne yer vermeden yazımı bitirmek içime sinmedi.
Hazır ülkemizde beka tartışmaları almış başını giderken Hz. Ali (r.a.)
Derki; 
‘Bir devletin devamı ve bekası, adaletle mümkün olur.’
Son bir söz de fikir ve düşünceleriyle Türk Siyaset hayatına damgasını vuran liderlerden Merhum Alparslan Türkeş’ten paylaşarak yazımı noktalayayım…
Aslında sözün özünü ifade etmiş Sayın Türkeş.
O da derki;
“Mevzu vatansa hepimiz ölelim, mevzu makamsa hepiniz ölün!”
Katılmamak elde mi?
Kim varsa makam-mevki sevdalıları ölsün ki, Devletim Çok Yaşasın!

MAKALE YORUMLARI


Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 4.Sayı

Kahve Molası

AKORT GAYRİMENKUL

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU