MEMOHABERİ TAKİP ET

memo

Bugun...
27-06-2018
Narin DEMİRCİ

Narin DEMİRCİ

O BİR GAZETECİ
Haber kaynağı ile haberci arasında nasıl bir bağ olmalı? Çizgi nasıl korunmalı? Kaynağın verdiği her bilginin haber değeri var mıdır? Ve en önemlisi kaynak ile haberci arasındaki bağ haber değerini etkilemeli mi? 
 
İletişimcilerin fakülteye girdikten sonra hemen hemen mezuniyetine kadar duyacağı şey şudur ki, "Kaynağınızla aranızda dostluk kurmayın. Sınırı iyi koruyun ki, habere etkisi olmasın." Zira sınır korunmadığı zaman ve samimi dostluklar kurulduğu zaman gerçekten de haberin işlenmesinden tutun da yayınlanıp-yayınlanmamasına kadar etki ediyor bu samimiyet.
 
24 Haziran seçimlerini atlattığımız şu günlerde bunun ne kadar önemli olduğunu, gerçekten de iletişimin bir sanat olduğunu bir kez daha gördük. Burada 'Hatalı' ya da 'Masum' aramak değil amacım. Çünkü hatalı kimse yok. Sadece bir taraf (Muharrem İnce) sanırım samimiyete güvendi, karşı taraf da (İsmail Küçükkaya) görevini yaptı haklı olarak. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce ile gazeteci İsmail Küçükkaya arasında yaşanan hadiseden bahsediyorum. Seçim günü.. Gece yarısı.. Recep Tayyip Erdoğan açık ara farkla seçimi kazanmış. Haliyle gözler en güçlü rakibe dikilmiş. Ondan da ses çıkmıyor. Vatandaş küçük bir bilgi alabilmek için merakta. Durum böyle olunca rakipten çıkacak sesin haber değeri daha da artıyor doğal olarak. Bir gazeteci için de en kritik zamanlardan biridir öyle zamanlar. Haber atlatmanın, kimsede olmayan bir habere imza atmanın hazzı tartışılmaz zira. Bunu gazeteciler daha iyi anlar tabii. 
 
Öyle bir zaman dilimi idi o gece de. Yani seçim gecesi. Gözler Muharrem İnce'nin üzerindeyken, ne söyleyeceği, tepkisi merakla beklenirken, o kişinin gazeteciyle olan görüşmesi yahut da mesaj atması elbette haber değeridir. Zaten böyle bir bilgiyi paylaşmayan kişiye gazeteci denmez kanımca. Onun tanımı başka bir şeydir. İsmail Küçükkaya da yazıştığı İnce'den gelen Erdoğan'la ilgili "Adam kazandı" ifadesinin yer aldığı mesajı haliyle kamuoyu ile paylaşmıştı. Herkes İsmail Küçükkaya'dan öğrendi İnce'nin ne düşündüğünü. Eee haber değerlerinden biridir 'Merak.' Yani toplumun beklediği bir haberi vererek insanların merakını gidermek. 
 
Seçimden sonraki gün yaptığı basın açıklamasındaki nezaketli, erdemli ve saygılı duruşundan dolayı Sayın Muharrem İnce'yi gerçekten yürekten kutluyorum. Tablo beni o kadar mutlu etti ki. Özlenen, beklenen bir profil çizdi. 'Helal olsun' diyorum şahsım adına. Ki meslektaşımız İsmail Küçükkaya'yı da kutlamadan edemem. O da doğrusunu yaptı. Takdir etmek lazım "İşinin hakkını veren ve meslek aşkını yitirmeyen" kişileri. Çünkü ülke ne çekiyorsa işindeki aşkı yitirenlerden çekiyor.  
 
Ancak basın açıklamasında Muharrem İnce biraz sitemkar konuştu İsmail Küçükkaya'ya karşı. Gazetecilerle mesafeyi korumaya vurgu yaptı biraz. "Hata benimdi. Bir gazeteciye söylememem gerekirdi" tarzında bir ifade kullandı. Bu ifade tüm gazetecileri zan altına bırakan bir tarafa çekilebilir. Çünkü gazeteciler aynı zamanda onurlu duruşu olan, mesleğinin ehemmiyetinin farkında olan insanlardır. Vicdan sahipleridir. Ülke gündemini sarsacak bomba bir haber bile olsa haber kaynağını riske atacak, ona zarar verecek, zan altında bırakacak ya da onun hoşuna gitmeyecek bir şeye kalkışmazlar. Kalkışıyorsa şayet gazeteci değildir zaten. Bir tarafların militanıdır. Dolayısıyla Sayın Küçükkaya da twitter hesabından, İnce tarafından uyarı yapılmadığını, şayet uyarı yapılsa idi ekranda söylemeyeceğini belirtti. Eminim söylemezdi de. Çünkü o bir gazeteci. 
 
Her ne kadar gazetecilere güven azalmış olsa da, ben en çok gazetecilere güveniyorum bu hayatta. Dik duruşlu, sözünde duran, "Yapmam" dediğinde yapmayacak, güven veren gazetecilere ve büyük bir seçimi kaybetmiş olsa da çıkıp medyanın karşısında "Hatalarımız var. Kabul ediyorum" diyebilen siyasetçilere ihtiyacımız var. Duruşlarından dolayı meslektaşım olarak Sayın Küçükkaya'yı, bir vatandaş olarak siyasi kimliğiyle Sayın İnce'yi takdir ediyorum. Haber kaynağı ile haberci arasında iletişim sağlandıktan sonra güven sorunu olacağı kanaatinde değilim. Seçim yoğunluğundan İnce uyarmayı, Küçükkaya sormayı unutmuş olabilir. Ancak bu durum ne onun gazeteciliğine ne de onun gıyabında tüm gazetecilerin duruşuna laf getirmemeli. Keza İnce de seçim yoğunluğu ve stresiyle 'Yayınlama' demeyi unutmuş olabilir pekala. Bu da onun siyasetçi kimliğine laf getirecek bir şey olmamalı kesinlikle. Herkes elinden geleni yaptı. 
 
Aydınlık ve güzel günler ülkemizin ve bizlerin olsun. Kalın sağlıcakla. 
MAKALE YORUMLARI


Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 4.Sayı

Kahve Molası

AKORT GAYRİMENKUL

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU