MEMOHABERİ TAKİP ET

memo

Bugun...
24-08-2017 15:11 Kategori: EKONOMİ

Jeotermal Anadolu'nun bağrına asılmış bir pırlanta gibidir

Jeotermal Anadolu'nun bağrına asılmış bir pırlanta gibidir
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"​Marka şehir Gaziantep’in en köklü kuruluşlarından birisi olan MB Holding inşaattan enerjiye, yapı malzemesinden tarıma, medikal tekstilden jeotermal enerjiye kadar birçok sektörde başarılı işlere imza atmaya devam ediyor. Günümüzde ilk 10 müteahhit arasında yer alan Muharrem Balat’ın kurucusu olduğu MB Holding, yurt içi ve yurt dışında örnek olacak birçok projeye de imza attı. Yurt içi ve yurtdışında birçok üniversite, hastane, sanayi sitesi, toplu konut, organize sanayi sitesi, serbest bölge, hidro elektrik santrali, kapali spor salonu, stadyum ve fabrika inşaatı tamamlayan MB Holding, Türkiye'nin en büyük toplu konut projelerine imza atan T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) en büyük müteahhitleri arasında yer alıyor."

Marka şehir Gaziantep’in en köklü kuruluşlarından birisi olan MB Holding inşaattan enerjiye, yapı malzemesinden tarıma, medikal tekstilden jeotermal enerjiye kadar birçok sektörde başarılı işlere imza atmaya devam ediyor. Günümüzde ilk 10 müteahhit arasında yer alan Muharrem Balat’ın kurucusu olduğu MB Holding, yurt içi ve yurt dışında örnek olacak birçok projeye de imza attı. Yurt içi ve yurtdışında birçok üniversite, hastane, sanayi sitesi, toplu konut, organize sanayi sitesi, serbest bölge, hidro elektrik santrali, kapali spor salonu, stadyum ve fabrika inşaatı tamamlayan MB Holding, Türkiye'nin en büyük toplu konut projelerine imza atan T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) en büyük müteahhitleri arasında yer alıyor.

Yoğun iş temposuna rağmen bizleri kırmayarak memonews dergisinin konuğu olan Uluslararası Jeotermal Enerji Birliği Başkanı ve MB Holding Onursal Başkanı Muharrem Balat, Jeotermal’in Anadolu’nun bağrına asılmış bir pırlanta gibi olduğunu söyledi. Balat, “Bu pırlanta iyi işlendiği zaman çok büyük değer getirir ama bu pırlantayı balyozla vurup paramparça edersek bu parçacıkların yavaş yavaş yok olacağını zaman içerisinde görürüz” dedi.

Kuruluşundan bu yana inşaat, tekstil, enerji, hazır beton, perlit ve seracılık konularında birçok ilklere imza atarak, teknoloji ve yeniliklere önderlik etmiş olan MB Holding'in Kurucusu ve Onursal Başkanı  Muharrem Balat ile gerçekleştirdiğimiz dikkat çekici söyleşide merak edilen birçok konu netlik kazanacak. İşte o önemli röportaj…

DÜRÜST İŞ YAPMAYI İLKE EDİNDİK

Enerji, inşaat ve son olarak sera alanında yaptığınız yatırımlarla dikkat çeken bir holding olarak, yeni yatırımlar ve projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

MB Holding, temellerinin atıldığı günden bugüne emin adımlarla büyüyen ve gelişen, dürüst iş yapmayı kendine ilke edinen bir şirkettir. Kurumumuzun topluma yararlı bir şekilde büyümesi, başarılı ilklere imza atması ve katma değerli işler çıkarması; ciro, ihracat vb. değerlerin de ötesindedir. Bu bağlamda enerji, inşaat ve sera alanlarındaki yatırımlarımızın yanında uzun yıllardır sürdürdüğümüz Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda inşaat malzemesi olarak ürettiğimiz perliti genleştirerek Perstone markası adı altında yeni ürünler piyasaya verdik. 2008 yılında Gaziantep Sanayi Odası Ar-Ge ve İnovasyon ödülüne layık görülen İnper Perlit tarafından ortaya çıkarılan bu ürünlerle ısı, ses ve yangın yalıtımına doğal yollardan ulaşılırken büyük oranda tasarruf sağlanacaktır.

JEOTERMAL ENERJİDEN MEYVE-SEBZE KURUTMA TESİSLERİ

Aydın’da faaliyet gösteren Sultan Sera son dönemlerde adından sıkça söz ettiriyor. Sultan Sera’nın son projelerinden bahseder misiniz?

Bilindiği üzere Sultan Sera, tarıma elverişsiz arazileri, topraksız tarım metoduyla ekonomiye kazandıran ve ülkemizin doğal kaynaklarını en etkin şekilde kullanan o bölgedeki örnek bir projedir. Ülke ve bölge halkının ekonomisine katkıda bulunması ve çalışanlarının yüzde 90’ının kadın olması nedeniyle Sultan Sera bizim için çok kıymetlidir. Bu sebeple seraya yönelik çalışmalarımız ve yatırımlarımızı da ilerleyen zamanlarda arttırmayı planlıyoruz. 40 dönüm alanda üretim rekorları kırdığımız bu bölgedeki hacmimizi 160 dönümlük bir üretim sahası haline getirmeyi hedefliyoruz. Sadece domates üretimi yaptığımız seramızda ürün çeşitliliğimizi de arttırarak geçmiş yıllarda kendi alanımızda kırdığımız rekorları daha da arttırarak ihracatı üst seviyelere çıkarmayı amaçlıyoruz. Bunların dışında jeotermal enerjiden meyve-sebze kurutma tesisleri kurmak da bir diğer yatırım hedefimizdir.

TÜRKİYE’NİN İLK ÖZEL JEOTERMAL ENERJİ SANTRALİ

MB Holding olarak enerji sektöründe yatırımlarınız hızla devam ediyor. Özellikle jeotermal enerji konusunda hassasiyetiniz biliniyor. Bu anlamda hem enerji sektöründeki yatırımlarınızdan hem de jeotermal enerjinin öneminden bahseder misiniz?

Evet bu sıralar bahsettiğimiz yatırımlarımızın içerisinde en çok ağırlık verdiğimiz sektöre enerji sektörü diyebiliriz. Bilindiği üzere Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santrali olan Dora-1 i hayata geçirerek çıktık bu yola.  Türkiye’deki bu başarımızı 2015 yılında Hırvatisan’da da ilk jeotermal enerji santralimizi kurarak taçlandırdık. Bir Türk markası olarak yurt dışında da ilk saha yatırımını yapan şirket olmak bizim için gurur verici oldu. Bu yılın sonunda o tesisimizde de üretime başlayacağız. En son 2016’da Dora-4’ü hayata geçirerek bu alandaki yatırımlarımıza devam ediyoruz. Çevre dostu, yerli, yenilenebilir ve alternatif bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjiyi hayata geçirerek yurdumuzun dışa olan bağımlılığını azaltmış olmanın ve diğer yatırımcılara öncü olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Jeotermal enerji kaynakları, rezervinin yenilenebilir özelliği korunduğu sürece sürdürülebilir bitmez tükenmez bir kaynaktır. Petrol ve doğalgazdan daha kıymetli olan bu enerji kaynağı yakın geleceğe daha temiz bir dünya bırakmak için oldukça önem arz etmektedir.

ENERJİ SEKTÖRÜNÜN DUAYENİ OLDUK

Sektörde öncü olmamız ve bir çok ilke imza atmamız nedeniyle bizi sektörün duayeni olarak nitelendirmeye başladılar ve Uluslararası Jeotermal Enerji Birliği Başkanlığı’na seçtiler. Bu dernek çatısında Türkiye’deki jeotermal kaynakların etkin ve  sürdürülebilir bir biçimde kullanılması için üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.  Jeotermalden elektrik enerjisi üretimine ilk başladığımız zamanlardan beri yakından takip ettiğim ve titizlikle üzerinde durduğum bir konu bu.  Hatta bu kapsamda Uluslararası Jeotermal Enerji Birliği olarak Amerika’ya bir teknik seyahat düzenledik.  Kötü kullanım sebebi ile kapasitesi yarıya kadar düşmüş olan Kaliforniya eyaletindeki Geyser sahasına düzenlediğimiz bu seyahatle yatırımcılara konunun önemini anlatmaya çalıştık.

KAYNAK BİLİNÇSİZCE YOK EDİLDİ

Jeotermal Kaynaklar çok dikkatli davranılması gereken, özel ve yerli bir kaynaktır. Bu kaynağın yenilenebilirlik özelliği en önemli niteliğidir. Jeotermal enerjinin bu özelliğinin korunması için bölgenin kullanım alanlarına bölünmesi gerekir. Lakin geçmişten günümüze bu değerli kaynakların kullanım alanlarına bölünürken yenilenebilir özelliği göz ardı ediliyor. Bir jeotermal alanın sağlıklı çalışabilmesi için üretilen miktar ile re-enjekte edilen miktarın yer altında birbirini dengelemesi gerekir. Eğer bir azalma meydana gelirse bir süre sonra jeotermal kuyularda üretilen enerji miktarı eksileceği için bu bölgelerde jeotermal alanlar yok olur. Özellikle mühendislerin bu konuya titizlikle yaklaşması gerektiğini belirtmek istiyorum. Çıkan her damla suyu tekrar rezerve yollamalı ki rezervde azalma gerçekleştiğinde kaynak yenilenebilir özelliğini korusun. Ben bunu eskiden kahvelerde kullanılan semaverlere benzetiyorum. Nasıl ki 10 bardak çay doldurulunca semaverin üzerine 10 bardak su ekleyerek suyun devamlı sıcak ve sabit kalması sağlanıyorsa jeotermalde de kullanım böyle olmalıdır. Yani kuyulardan 1 litre su alınca yerine tekrar 1 litre su koymak gerekir ki, ısınıp tekrar enerji üretimini gerçekleştirsin. Üretimlerin bu prensiple yürümesi gerektiğini tavsiye ediyorum. Jeotermal Enerji Birliği olarak Amerika’ya yaptığımız gezide de, yukarıda bahsettiğim hassas konulara dikkat edilmemesi sonucu kaynağın nasıl bilinçsizce yok edildiğini gözlemledik. Bu temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı ülkemizin en çok Ege Bölgesinde üretim yapılacak saha rezervine sahip. Devletimizin bu önemli kaynağın korunması için önlemler alması ülkemiz ve milletimiz adına oldukça önemlidir.

ANADOLU’NUN BAĞRINA ASILMIŞ PIRLANTA

Jeotermal, Anadolu’nun bağrına asılmış bir pırlanta gibidir. Bu pırlanta iyi işlendiği zaman çok büyük değer getirir ama bu pırlantayı balyozla vurup paramparça edersek bu parçacıkların yavaş yavaş yok olacağını zaman içerisinde görürüz.

DORA 1 SEKTÖRE ÖNCÜLÜK ETTİ

Aydın’daki Menderes Geothermal Elektrik Üretim A.Ş.  Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santrali olması bakımından büyük önem taşıyor. Gururunuz olan bu şirketin çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’de jeotermal kaynakların kullanılır hale gelmesi, oldukça yakın bir geçmişte mümkün oldu.  Biz jeotermal enerji konusundaki çalışmalarımıza 2000 yılı başlarında, yaklaşık 17 sene önce başladık. O zamanlarda kimse jeotermalin adını bile anmıyordu. Jeotermal enerji çalışmalarını başlattığımız zaman devletin verdiği hiçbir teşvik yoktu ve bu enerjiden elektrik üretimi sadece 20 MW civarlarında idi. Bu kaynağın önemini gördük ve Menderes Geothermal A.Ş. olarak Türkiye’nin ilk özel jeotermal santrali olan 8 MWe gücündeki Dora 1 JES’i 2006 yılında hayata geçirerek sektöre öncülük etmiş olduk. Akabinde 9,5 MWe gücünde ki Dora 2 santralini 2010 yılında, toplamda 34 MWe kurulu gücündeki Dora-3A ve Dora-3B santrallerini 2014 yılında,17 MWe gücündeki Dora-4’ü ise 2016 yılında işletmeye kattık. Doğa dostu bu enerjiyle yıllık 550 milyon kw/s elektrik üretirken 550 milyon dolar petrol ve doğalgaz karşılığı tasarruf etmiş oluyoruz.Ayrıca 900.000 ton karbondioksit emisyon salınımını önleyerek temiz hava sahasını ve oksijen miktarını arttırıyoruz. İşin güzel yanı ise sadece jeotermalden elektrik üretimi konusunda değil, jeotermal enerjinin entegre kullanımları konusunda da sektöre yol gösterici, öncü rol oynadık. Bu çalışmaların ve başarılarımızın da sonucu olarak TOBB bizi Türkiye’de en hızlı büyüyen 100 şirketi kriterlerinde değerlendirdi ve ödüle layık gördü.

ENERJİ AYDIN’A, İNŞAAT GAZİANTEP’E

Bir Gaziantepli olarak Aydın’a yaptığınız yatırımlar eleştiri konusu edildi. Aydın sizin için neden bu kadar önemli, benzer yatırımları Gaziantep’e de yapmayı düşünüyor musunuz?

Evet bu konuda eleştirel yazılar aldık. Üzücü eleştiriler bunlar. Yatırımlarımızı zaten Gaziantep’te de yapıyoruz. Aydın da bizim ülkemizin bir toprağı Gaziantep’te. Aydın jeotermal sahaya uygun topraklara sahip olduğu için enerji yatırımlarımızı Aydın’da yapıyoruz. Gaziantep inşaat ve sanayi alanında kendini geliştirmiş şehrimiz burada da ona yönelik yatırımlar yapıyoruz. Eğitim yatırımlarına gelecek olursak Aydın’a da yapıyoruz kendi şehrim Gaziantep’e de. Çoğu belki basına yansımıyor olabilir. Bir çok üniversite öğrencimize burs olanağı sağlıyoruz. Kütüphaneler yapıyoruz. Kitap bağışları yapıyoruz. Okulları onarıyoruz. Özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiğimiz yatırımları Aydın ili Gaziantep ili diye sınırlandırmamalıyız. Çünkü eğitime koyduğumuz her bir tuğla bizim geleceğimizi inşa ediyor. Türkiyemizin her bir toprağı bizim.

MÜTEAHHİT GRUPLARI DESTEKLENMELİ

Müteahhitlik ve inşaat sektöründe de MB Holding olarak önemli yatırımlara imza attınız. Sektörün sorunları ve geleceğiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

İnşaat alanında da bir çok yeniliğe imza atmış bir firmayız, bölgede ilk brüt beton uygulamasını, ilk tünel kalıp uygulamasını, Türkiye dışında ilk defa müteahhitlik hizmeti veren (Mekke Medine çevre tünelleri, hacı konaklama tesisleri ve vitrakon tesisleri inşaatı işi), Güneydoğu Anadolu’nun ilk hazır beton tesisini kuran, yine bölgenin ilk perlit genleştirme merkezini kuran firmayız. İnşaat hiç bitmeyecek ve hatta arz-talep doğrultusunda daha da artacak bir sektör. Fakat son yıllarda yaşanılan taşeronların kaldırılması konusu inşaat sektörü için sıkıntı yaratacak bir konudur. Her iş kendi erbabı tarafından yapılmalı ve ona göre organize edilmelidir. Yaklaşık 50 yıllık inşaat tecrübelerimize dayanarak taşeron sistemiyle iş bölümlerinin daha sağlıklı yapıldığını ve inşaatın gelişimine katkı sağladığını belirtmek istiyorum. İnşaat sektörü gelecek ve gelişim vaat eden bir sektördür. Tabi ki millet ve devlet olarak da müteahhitler gruplarını desteklemeli, onların organize edilmesi ve iş yapabilirlik kabiliyetlerinin arttırılması için çalışmalar yapılması gerekir.  Müteahhit grupları desteklendiği sürece büyük başarılar elde edileceğine ve her inşaat firmasının bir petrol kuyusu kadar Türkiye’ye döviz kazandıracağına inanıyorum. Müteahhit gruplarının bu gelişmeleri ortaya koymaları için gerekli desteklerin temin edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

YIKILAN ÜLKELERİN YENİDEN İNŞASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ BÜYÜK

Ortadoğu ülkelerinde kaos ve çatışma ortamı devam ediyor, yakılıp, yıkılan ülkelerin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü ne olacaktır.

Ortadoğu ülkelerinde bir süre sonra kaos ve çatışmalar bitecektir. Komşuluk ilişkileri tekrardan gelişecektir. Şuan itibariyle bazı ülkelerle ilişkilerimizin çok iyi olduğu söylenemez ama ilelebet bu böyle kalacak diye bir şey de yok. Bizim Ortadoğu ülkeleriyle başta din olmak üzere yüzyıllara dayanan sosyal ve kültürel bağlarımız var. Bazı sıkıntılar yaşanmış olabilir. Ama zamanla politikacıların karşılıklı olarak bu ilişkileri düzeltmek için adım atacaklarını ve normalleşmenin olacağını düşünüyorum. Çünkü bir tarafın ihtiyacı var bir tarafta da bu ihtiyaca cevap verebilecek ekip var. Taraflar bir şekilde birbirlerine ellerini uzatacaktır. Özellikle yıkılıp, dökülen ülkelerin yöneticileri ülkelerini yeniden inşa etmek istediğinde ‘Bunu nasıl daha ucuza halledebilirim’ diye düşünecektir. Bu noktada Türkiye’nin ve Türk Müteahhitlerinin tercih edilmesi için birçok faktör devreye girecektir. Arap ülkelerinde, küçük sanayi, mühendislik ve bir müteahhitlik sistemi gelişmemiştir. Avrupa Ülkelerinde ise el sanatları yapan esnaf gelişmemiştir. Nüfuslarındaki azalma nedeniyle esnaf (zanaatkarlar el işçiliği yapan ) grup oluşmamıştır. Bu yüzden bu işi yapan en iyi millet Türk milletidir. Milletimiz için pırlanta niteliğindeki bu değerin farkında olmak ve her an hazırlıklı olmak gerekir. Yakılıp yıkılan ülkelerin yeniden inşasında Türkiye’nin ve Türk müteahhitlerinin rolü büyük olacak diye düşünüyorum.

16 Nisan referandum sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizin geleceği açısından bu sonuçlar neler kazandıracaktır?

Türk milleti azmi ve kararlılığıyla bir çok sınavdan ve zorluktan geçmiş bir millettir. Bu milletimizin vermiş olduğu bir karardır ve doğrusunu onlar bilir. Halkımızın seçimlerine saygı duyuyor bu sonucun Türkiye için hayırlı olacağını düşünüyorum.

Son olarak inşaat ve müteahhitlik sektöründe mesleğe yeni atılan gençlere önerileriniz ne olur?

Birinci tavsiyem mutlaka yabancı bir lisan öğrenmeleridir. Uluslararası iş yaparken mutlaka yabancı dil bilmek gerekiyor. İkinci tavsiyem ise tecrübe. Tecrübe çok önemli öncelikle şantiyelerde çalışmalılar. Tabi ki stajlarında çok faydası oluyor, işçilerle girilen diyaloglar sayesinde onlardan da pek çok şey öğrenilebilirler. Daima gözünüz yukarıda olsun. Hedefleriniz büyük olur ve mesleğinizi severseniz başarılı olursunuz. Çok güzel bir mesleğimiz var kıymetini bilmeliyiz.

 



Kaynak: Haber Merkezi
Editör: Haber Merkezi
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER EKONOMİ HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU